Soslarıyla, tereyağıyla, peynir türleriyle ve şaraplarıyla ünlü olan Fransız mutfağının yağda yüzen hamur işleriyle, kruvasanlarla ve bol tereyağlı yemeklerle dolu olduğu biliniyor.

Bu beslenme alışkanlıklarına karşın Fransızlarda obezite prevalansı (görülme oranı) sadece %15… Tahmin edin bu oran ülkemizde ya da ABD’de kaç? Evet, %39. İşte tam da bu duruma Fransız paradoksu¹ adı veriliyor.

Bu paradoksun düşük obezite oranı ile sonuçlanması:
- Porsiyonlarının son derece küçük olmasına
- Öğünlerini acele etmeden, yavaş yavaş tüketmelerine (ABD’liler günlük ortalama 60 dakika yemek yiyorken Fransızlarda bu süre 100 dakikadır)
- Kırmızı şarap tüketim alışkanlığının yaygın olmasına bağlanıyor.
İçerdiği resveratrol sayesinde kırmızı şarap; obezite, kalp-damar hastalıkları ve kanser riskini düşürüyor.

Şenol Yıldız
Her ne kadar Fransız paradoksu tam anlamıyla net olmasa da porsiyon miktarını sınırlandırmanın, öğünleri yavaş tüketmenin ve antioksidan bileşen açısından zengin beslenmenin sağlığı koruyacağı açıktır. Konu hakkında geniş bilgi için diyetisyeninizle görüşün. Sağlıklı günler diliyorum.
¹Schwarcz, J. (2013). Günde bir elma: Yediğimiz yiyecekler hakkında efsaneler, yanlış bilinenler ve gerçekler. (Çev. Alpöz, R.), NTV yayınları
Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi siz de paylaşın!