Sosyal medya kullanımının artmasıyla beraber mükemmel görünme isteği de her geçen gün artıyor. Harika görünen bedenler ve yüzler özellikle genç nesli ve her yaştan kadınları etkisi altına alıyor. Pek çok kadın ve genç kız, Barbie vücuduna sahip olabilmek için estetik operasyonlara başvuruyor.

Barbie filmiyle estetik görünme arzusu daha da artıyor ve bu durum her geçen gün yaygınlaşıyor. Birçok kadın sayısız estetik operasyon geçirmesine karşın hâlâ Barbie gibi olma arzusu bitmiyor. Bu durum Barbie sendromu olarak tanımlanıyor ve tıbbi bir terim olmasa da beden algı bozukluğu ile ilişkilendiriliyor.

İlk kez 1959 yılında Amerika’da piyasaya sürülen Barbie oyuncaklar doğrudan ya da dolaylı olarak çocukların ideal beden algısını etkiliyor. Bu bebeklerin piyasaya sürülmesinin ardından oyuncak bebek kavramı farklılaşarak süslü, daima bakımlı ve ulaşılması imkânsız bir fiziğe sahip olarak belli bir güzellik standardını yansıtıyor. Bu durum çocuklara güzellik ve süslenme konusunda sınır tanımayan bir imaj yaratıyor.

Barbie bebeklerin ideal bir güzellik olarak algılanması, küçük çocukların benlik kavramını ve beden imajını olumsuz etkiliyor. Bu sendrom çocukların yanı sıra ergenler ve yetişkinlerde de görülebiliyor. Güzellik ve zayıflığı idealize eden bir toplumda bireylerin kendi bedenlerine yabancılaşmasına sebep oluyor.
Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi siz de paylaşın!