Doğada masum görünen bir mantar, saatler içinde karaciğer yetmezliğine sürüklüyor. Amanita phalloides, halk arasında köygöçüren ya da ölüm meleği olarak biliniyor.

Küresel çapta ölümcül mantar zehirlenmelerinin büyük kısmından sorumlu tutulan bu mantarın en tehlikeli yanı, ilk belirtilerin geç başlaması ve bu sürede toksinlerin vücutta sessizce hasar oluşturması…

Amanita phalloides, foodsafety.osu.edu
Amanita phalloides, amatoksin adı verilen güçlü bir zehirli bileşik içeriyor. Bu toksin, karaciğer hücrelerinde RNA polimeraz II isimli enzimi inhibe ederek protein sentezini durduruyor. Bu mekanizma hücresel yıkımı tetikliyor¹ ve akut karaciğer yetmezliği gelişiyor.

Kapsamlı bir derleme² amatoksin zehirlenmelerinde mortalite oranlarının tedaviye rağmen anlamlı düzeyde yüksek seyrettiğini² gösteriyor: Zehirlenme genellikle 6-24 saat sonra şiddetli kusma, ishal ve sıvı kaybıyla başlıyor; geçici düzelme dönemini takiben karaciğer enzimleri hızla yükseliyor.

Diyetetik açıdan bakıldığında ciddi sıvı-elektrolit kaybı ve hipoglisemi riski öne çıkıyor; bu süreç yoğun tıbbi takip gerektiriyor. Bu tablo karşısında ben her tür mantarı tanırım! yaklaşımı yeterli olmuyor.

Şenol Yıldız’ın eğitim ve etkinliklerine buradan ulaşabilirsiniz.
Doğadan toplanan mantarları tüketmeyin, beyazımsı-yeşilimtrak şapkalı türlerde riskin çok yüksek seyrettiğini unutmayın. Şüpheli tüketim sonrası belirti olmasa bile acil servise başvurun. Çünkü erken dönemde uygulanan destek tedavileri ve spesifik yaklaşımlar yaşam kurtarıyor.

Şenol Yıldız
Doğadan gelen her besin masum değil; mantar söz konusu olduğunda bir lokma bile yaşamsal risk taşıyabiliyor. Sofranıza girecek her üründe olduğu gibi mantar seçiminde de kulaktan dolma bilgilere değil bilimsel rehberliğe güvenin; şüphede kaldığınızda bir diyetisyene danışın.
¹Jaeger, A., & Jehl, F. (1997). Amanita phalloides poisoning: Mechanisms of toxicity and treatment. Toxicology Letters, 90(1), 1–8. doi.org/10.1016/S0378-4274(96)03880-8 ²Karlson-Stiber C, Persson H. Cytotoxic fungi—an overview. Clin Toxicol (Phila). 2003;41(4):309-320. doi:10.1081/CLT-120021104
Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi siz de paylaşın!