Gençken kolayca verilen kiloların ilerleyen yaşlarda inatçı hâle gelmesi birçok kişiyi şaşırtıyor. Oysa bu durum çoğu zaman irade eksikliğinden değil, yaşla birlikte değişen fizyolojik süreçlerden kaynaklanıyor. Vücut zaman içinde farklı çalışıyor ve ağırlık yönetimi için uygulanan stratejilerin de buna göre güncellenmesi gerekiyor.

Yaş ilerledikçe kas kütlesi yavaş yavaş azalıyor. Kas dokusu metabolik olarak aktif bir yapı olduğu için kas kaybı günlük enerji harcamasının düşmesine neden oluyor. Aynı beslenme düzeni devam etse bile enerji dengesi değişiyor ve ağırlık kaybetmek zorlaşıyor. Buna ek olarak fiziksel aktivitenin azalması, uyku kalitesindeki değişiklikler ve hormonal farklılıklar da süreci etkiliyor.

Bilimsel çalışmalar yaşlanma sürecinde kas kaybının ve vücut kompozisyonundaki değişimlerin kilo kontrolünü zorlaştırdığını gösteriyor.

Health, Aging and Body Composition (Health ABC) çalışmasında yaşlı bireylerde kilo değişimlerinin yağsız vücut kütlesi ile yakından ilişkili olduğu bildiriliyor. Araştırmacılar, yaş ilerledikçe kas kütlesinin korunmasının sağlıklı ağırlık yönetimi açısından önem taşıdığını¹ vurguluyor.

Bu nedenle yaş aldıkça yalnızca kalori azaltmaya odaklanmak yeterli olmuyor. Düzenli direnç egzersizleri yapmak, günlük protein alımını yeterli düzeyde tutmak ve hareketsiz yaşamdan uzak durmak kas kütlesinin korunmasına yardımcı oluyor. Böylece metabolik hızın desteklenmesi ve kilo yönetiminin kolaylaştırılması mümkün olabiliyor.

Şenol Yıldız
Yaş ilerledikçe kilo vermeye çalışırken hedefiniz yalnızca tartıdaki sayıyı düşürmek değil, kas kütlenizi koruyarak yağ kaybetmek olmalı! Bu nedenle kişiye özel bir beslenme planı ve egzersiz programı için diyetisyen desteği almanız uzun vadede çok daha başarılı sonuçlar sağlayabiliyor.
¹Villareal, D. T., Apovian, C. M., Kushner, R. F., & Klein, S. (2005). Obesity in older adults: Technical review and position statement of the American Society for Nutrition and NAASO, The Obesity Society. The American Journal of Clinical Nutrition, 82(5), 923–934. doi.org/10.1093/ajcn/82.5.923
Bu konu hakkında siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi siz de paylaşın!